Kısa cevap: Dekorasyon ilhamı bulmanın en pratik yolu, önce bol bol görsel toplamak, sonra topladığın görsellerde tekrar eden öğeleri fark etmektir. Ben kendi tarzımı ancak yüz civarında görseli yan yana koyup "bunların hepsinde ahşap ve krem var" dediğim gün buldum. Yani ilham, tek bir sitede ya da tek bir dergide değil; senin beğenilerinin ortak paydasında saklı. Aşağıda bu ortak paydayı bulmak için kullandığım kaynakları ve yöntemi adım adım anlatıyorum.
İlk evime taşındığımda mağazaya gidip "modern bir koltuk" istediğimi söylemiştim. Satıcı bana on farklı modern koltuk gösterdi ve hiçbirini beğenmedim. Çünkü kafamdaki "modern" ile onun anladığı "modern" aynı şey değildi. O günden sonra alışverişe çıkmadan önce mutlaka bir görsel arşiv oluşturuyorum.
Görsel biriktirmenin güzel yanı, kendini tanımanı sağlaması. İnsan neyi sevdiğini kelimelerle anlatmakta zorlanır ama resmini gösterince iş kolaylaşır. Telefonundaki basit bir albüm bile yeterli. Ben ilk ay içinde beğendiğim her fotoğrafı, nedenini düşünmeden kaydettim. İkinci ay hepsini tek tek gözden geçirip elemeye başladım. Elemede tek soru sordum: "Bunu kendi evimde her gün görmek ister miydim?" Cevap tereddütlüyse sildim.
Dergi fotoğrafları güzeldir ama içinde yaşanmaz. Arkadaşlarımın evleri bana en çok fikri veren kaynak oldu. Birinin salonunda gördüğüm, koltuğun arkasına yerleştirilmiş ince konsol fikri şu an benim evimde de var. Misafirliğe gittiğinde "burada iyi hissediyorum" dediğin anı yakala ve nedenini düşün: Işık mı, oturma düzeni mi, kokusu mu?
Büyük mağazalardaki hazır kurgulanmış odalar bir tür ücretsiz eğitimdir. Ölçüleri, halının boyutunu, aydınlatmanın kaç noktadan geldiğini yerinde görürsün. Ben bu odalarda fotoğraf çekmek yerine not tutuyorum: "Halı sehpanın altından 20 cm taşıyor", "üç ayrı ışık kaynağı var" gibi. Aydınlatmanın dekorasyondaki rolünü ilk kez böyle bir mağaza turunda anlamıştım.
Küçük butik oteller özellikle yatak odası düzeni için harika bir kaynak. Sınırlı metrekareyi nasıl ferah gösterdiklerine dikkat et: Genelde başucu lambaları duvara monteli, tekstiller aynı renk ailesinden, yüzeyler boş. Kafelerde ise duvar dekorasyonu yöntemleri konusunda çok şey öğrenilir; çerçeve gruplamaları, raf düzenleri, bitki yerleşimleri.
Bütçe dostu fikirler ararken en çok buralarda dolaştım. Bir eşyayı satın almasan bile eski mobilyaların oranlarını, ahşap tonlarını, kumaş dokularını görmek gözünü eğitiyor. Dokulu ve tekstil kullanımına dair sezgim büyük ölçüde burada gelişti.
En çok atlanan kaynak bu. Sevdiğin bir tabak, anneannenden kalan bir örtü, tatilden getirdiğin bir taş... Bunlar renk paletinin başlangıç noktası olabilir. Ben salonumun renk kombinasyonunu, yıllardır sakladığım eski bir kilimin tonlarından çıkardım.
| Hata | Ne yapmalıydım |
|---|---|
| Bir görseli birebir kopyalamak | Fikri alıp kendi ölçülerime uyarlamak |
| Her hafta tarz değiştirmek | Arşivi bir ay bekletip tekrar bakmak |
| Sadece boş, steril mekanları beğenmek | Kendi yaşam düzenimi hesaba katmak |
| Tek seferde her şeyi almak | Önce büyük parçalar, sonra detaylar |
Bir odayı bitirmek zorunda değilsin. Zaman içinde eklenen evler, tek seferde döşenenlerden her zaman daha sıcak görünüyor.
Gayet normal. Tarz, seçim yapa yapa ortaya çıkar. 20-30 görsel biriktirdikten sonra bile net değilse, bu genelde farklı tarzları karıştırmayı sevdiğin anlamına gelir; bu da bir tarzdır.
Çoğu fotoğraf profesyonel ışıkla, geniş açı objektifle ve sadece o kare için düzenlenmiş bir mekânda çekiliyor. Ayrıca duvar rengin, doğal ışığın ve tavan yüksekliğin farklı. Fikri al, birebir kompozisyonu değil.
En çok vakit geçirdiğin odadan. Çoğu kişi için bu salon oluyor; oturma alanı kurgusu doğru olduğunda evin geri kalanı da rahat